Sanal Zekanın FinTek Dünyasına Etkileri15Mayıs

Sanal Zekanın FinTek Dünyasına Etkileri

Sanal zeka algoritmalarının gelişimiyle, kullanıldığı sektörlere sağladığı katma değer son yıllarda belirgin bir şekilde artmış durumda. Bu nedenle bankacılık ve finans sektörleri yeni nesil FinTek girişimlerinin artan tehditleri nedeniyle dijital dönüşümü kısmen zorunlu olarak yaşıyorlar. Yasal uyumluluk ve regülasyonlar nedeniyle bu sektörlerde teknolojik dönüşüm gecikti ve eski, hantal yapılı sistemler artık müşteri ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Ancak sektörün önde gelenlerinin bu işe önem vermesi nedeniyle işler beklendiğinden hızlı bir şekilde değişecek.

 

Dijital dönüşüm gerektiren unsurların başında giderek artan masraflar, operasyonel verimlilik, değişen müşteri ihtiyaçları ve kaçınılmaz evrim yer alıyor. Son dönemlerde bu unsurlardan bir tık daha fazla ön plana çıkan bir unsur var ki dokunduğu sektörleri çok daha hızlı geliştirme potansiyeline sahip : sanal zeka! Sanal zekanın dokunduğu sektörleri bulundukları dönemin çok ötesine taşıdığı bilinen bir gerçek. Olay sadece sektörlerle sınırlı değil, sanal zeka bazı meslek gruplarına da göz koydu. Pek de uzak olmayan bir gelecekte, karayolu yük taşımacılığı sektöründe şoförler işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Sanal zeka sayesinde e-ticaret siteleri onu alan bunu da aldı diyebiliyor ya da müşterinin henüz ilgi alanına girmemiş ürünleri bir anda karşısına çıkarabiliyor. Amazon daha müşteri ne istediğine karar vermeden kargoyu yola çıkarmayı hedefliyor yakın zamanda.

 

Sanal zeka alanında ilginç bir anekdot ise satranç dünyasında yer aldı geçtiğimiz günlerde. Satrancın 1.500 senelik bir tarihe sahip olduğu tahmin ediliyor. Bu 1.500 sene boyunca satranç ustaları oyuna dair teknikler geliştirmişler ve onlarca hamle ötesini tahminleyerek en iyi olma yolunda emek sarf etmişler. 1995-96 dönemi ise satranç için bir milat adeta. IBM’in süper bilgisayarı Deep Blue dünya satranç şampiyonu Kasparov’u mağlup edince bilgisayarın insan aklına olan üstünlüğü ilk kez kanıtlanıyordu belki de. Tabii o dönemlerde sanal zekadan bahsetmek güçtü zira Deep Blue öğrenen bir yapıya sahip değildi. Her oyuna sıfırdan başlıyordu ve rakibinin geçmiş oyunlardaki hamleleri üzerinden bir tahminleme yapamıyordu.

 

Takvimler 2017’yi gösterirken satranç dünyası yeni bir milat yaşadı. Deep Blue’dan yola çıkan mühendisler ve satranç üstatları açık kaynak kodlu StockFish adlı yazılımı geliştirdiler ve bu yazılım dünyanın en iyisi olarak adlandırılıyordu satranç camiası tarafından. Google’ın sanal zeka araştırmalarına yön verdiği Alpha Zero satrançtan bihaberken StockFish ile bir karşılaşma yapılması planlandı. Google mühendisleri Alpha Zero’ya satranç kurallarını öğrettiler ve Alpha Zero 4 saat boyunca kendi kendine satranç oynayarak satranç bilgisini geliştirdi. Akabinde StockFish ve Alpha Zero arasında 100 karşılaşma yapıldı ve Alpha Zero 28 galibiyet 72 beraberlik ile 1.500 yıllık bilgi birikimini, açılış stratejilerini, kapanış stratejilerini yerle bir etti. (Satranç severler için bir dip not; 28 galibiyetin 25ini Beyaz ile, 3ünü ise Siyah ile kazandı.) Sanal zekanın sadece 4 saatlik pratikle geldiği noktayı düşünebiliyor musunuz? Daha doğrusu sanal zekanın doğru kullanıldığı zaman insanlığı nerelere taşıyabileceğini düşünebiliyor musunuz?

 

FinTek dünyasının temel hedefi veriyi ve öngörüleri kullanarak değer yaratmak ve rakiplerin önüne geçmek. Verinin kaliteli, temiz ve kayda değer olduğu durumlarda senaryolar yaratmak ve geleceğe dair tahminlemeler yapmak son derece mümkün. Tahminleme algoritmaları tarafından kullanılan datanın kalitesi ve kayda değer olması ise bazı şüpheleri beraberinde getiriyor. Algoritmaların data ayıklama yönünün yeterli olmaması nedeniyle zaman zaman beklenmedik durumlar ortaya çıkabiliyor. Sanal zeka çözümlerinin yaygınlaşmasıyla beraber küçük ölçekli şirketler bile global devlerle yarışabilir hale geldiler. FinTek dünyasının en çok önem verdiği alan müşteri davranışlarını tahminlemek. Müşteri bir sonraki alışverişinde ne almak isteyecek ya da kredi ödemesini vadesini geçirmeden yapabilecek mi gibi soruların cevabı datanın içinde gizli. Algoritmalar bu tür sorulara tahminleme üzerinden yanıt verebiliyorlar ancak verdikleri yanıtı bir nedene bağlamak pek mümkün değil. Dolayısıyla sanal zeka bir karar verici değil, karar veren insana destek veren rollerde çok daha verimli çalışıyor.

 

Finans sektörünün hedef alanlarından birisi de sahtekarlık ya da sektörde bilinen adıyla fraud. Özellikle online işlemlerdeki güvenlik açıkları nedeniyle siber korsanların en yoğun saldırı alanı bu tür işlemler oluyor. Bankalar ve diğer finans kuruluşları da güvenlik önlemlerini gerçek işlemleri sahte işlemlerden ayırmak üzerine planlıyorlar. Sahteciliğe karşı geliştirilen algoritmalar geçmiş işlemlerle benzerlik göstermeyen durumları tespit etmeye çalışıyorlar. Örneğin müşterinin kullandığı cihaz aynı mı ya da bir önceki alışverişinde bulunduğu ülke / konum benzer mi gibi rutin kontroller mevcut. Tabii bunlar sahteciliği yakaladığı gibi müşterinin yeni cihaz satın aldığı ya da yurt dışına seyahat ettiği durumlarda olumsuz müşteri deneyimlerine de sebep olabiliyor.


Sanal zeka algoritmaları tarafından işlenen veri adedi arttıkça belli pattern’ler oluşuyor ve algoritma öğrenerek kendini geliştiriyor ve olası ataklara karşı da kendini korumaya hazır hale geliyor. Yaygın olarak kullanılan resim ile doğrulama, yeni nesil telefonların parmak izi okuyucuları ve yüz tanıma teknolojisi ise bu algoritmayı destekleyebilecek ek unsurlar.

 

Sanal zekanın müşteri iletişiminde etkileri son 10 yıldır ciddi anlamda gözleniyordu. Bu alandaki en son ürün de ChatBot’lar oldu. Gerek yeni nesil FinTek girişimleri gerekse geleneksel bankalar ChatBot uygulamalarını hayata geçirdiler ve müşteri iletişiminde verimlilik yolunda büyük adım attılar. ChatBot’ların gelecek çağrı merkezlerinin yerini alacağı söylense de yakın bir gelecekte pek olası durmuyor bu iddia. Özellikle Y ve Z kuşağının mobil iletişime olan yakınlığı, aramak yerine mesajlaşmayı tercih etmesi nedeniyle bu nesiller ile olan iletişimde kullanımı giderek yaygınlaşacak. American Express tarafından geliştirilen Amexbot ve Bank of America’nın ERICA adlı ChatBot uygulamaları bütünleşik analitik tahminleme özellikleriyle sektörün önde gelen uygulamaları olarak kabul ediliyor.

 

Sanal zeka doğru kullanıldığı durumlarda maliyet avantajı, verimlilik ve karar verme konularında büyük imkanlar vaat etse de sektörlerin bir çoğu henüz bu teknolojiyi adapte etmeye hazır değil. Güvenlik odaklı finans sektörünün ise siber saldırılara ya da yanlış kullanımlara maruz kalması nedeniyle sanal zeka ile etkileşimi beklenenden daha fazla zaman alacak gibi görünüyor. 2013 yılında dünyanın en ünlü haber ajanslarından Associated Press’in Twitter hesabının hack’lenmesi sonucu Barack Obama’nın öldüğüne dair otomatik bir tweet atılmıştı. Güvenilir bir kaynaktan gelen verinin farklı kaynaklarda doğrulanmadan servis edilmesi sonucu yaşanan 3 dakikalık finansal çalkalanmanın maliyetinin 136 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

 

Yakın bir geçmişe kadar sanal zeka Terminatör filmlerindeki SkyNet’ten ibaretti hepimiz için. 2000li yıllarda yaşadığımız teknolojik devrimle emekleme dönemini atlattığını söylemek mümkün. Sanal zeka giderek daha yaygın halde kullanılıyor ve hemen her sektörde kabul görüyor artık. Sağladığı en büyük fayda küçük ve orta ölçekli şirketleri teknolojik devlerle yarışabilir hale getirmesi. FinTek alanında sanal zekanın yakın gelecekte insanların yerini alacağını söylemek çok zor ancak karar destek noktalarında son derece kritik öneme sahip olacağını tahmin etmek güç değil. Gerek karar veren şirket çalışanları gerekse son kullanıcılar sanal zekanın sunduğu nimetlerden yoğun olarak faydalanacaklar önümüzdeki 10 yılda.

 

PayFlex platformu üzerinde geliştirilen müşteri sadakat uygulamaları ve ChatBot uygulaması sayesinde müşteri iletişiminin geleceğini şimdiden yakalamak mümkün. Müşterinin talebini anlayarak doğru yönlendirmeler yapan, bilgilendirme, sipariş takibi ve benzeri özelliklerle donatılmış PayFlex ChatBot uygulaması sayesinde müşteri iletişiminde yeni nesle yönelik bir kapı açılmış oluyor. Sadakat uygulamalarının ChatBot ile entegre olarak desteklendiği senaryolarda ise müşteri ile temas edilen tüm noktalarda yüksek müşteri memnuniyeti sağlayarak sadık müşteriler yaratmak elinizde.