Yetenekler Çağı12Temmuz

Yetenekler Çağı

İçinde bulunduğumuz çağı yetenekler çağı olarak nitelendirmek doğru olur. Kişisel becerilerin cömertçe ödüllendirildiği ve bireysel farklılıkların bir zenginlik olarak kabul edildiği bir çağda yaşıyoruz. Elbette bazı sıkıntılar olabilir ama kurumlar çalışanların ne söylediklerine ve ne istediklerine daha fazla önem veriyor. Bu süreç teknolojiden bağımsız değil.
 

Teknolojinin getirdiği hızlı dönüşüm kurumlarda farklı pek çok sürecin yeniden tanımlanmasını gerektirdi. İnsan Kaynakları (İK) bunlardan biri ve üstlendiği işlev itibariyle sadece kendini değiştirmekle kalmıyor. Tüm değişim sürecinin merkezinde yer alıyor. Bunun elbette teknik gerekçelerle açıklanacak kısımları var. İş tanımlarının revize edilmesinden verimlilik parametrelerinin belirlenmesine kadar geniş bir yelpazeden söz ediyoruz.
 

İK’nın dönüşümü

Önceden yapılan işler tanımlı olduğu gibi beklentiler de bir o kadar yalındı. Şimdi ise farklı pek çok istek ve buna bağlı düzenlemeler insan kaynaklarının görev alanına giriyor.
 

Öncelikli olarak şirketlerin en önemli varlıklarını entelektüel sermayeleri oluşturduğunu ve insan gücünün bu sermayenin birikiminde en önemli rolü üstlendiğini kabul etmeliyiz. Yetenek yönetimi bu noktada öne çıkıyor ve insan kaynaklarının ajandasında kendisine yer buluyor. Yetenek yönetimi sadece kariyer planı sunmakla sınırlı değil. Yüksek nitelikli çalışanların çalışma ortamlarının iyileştirilmesi, lojistik anlamda desteklenmesi ve verimliliklerinin artmasına katkı sağlayacak her türlü kolaylaştırıcı önlemi sağlama anlamına geliyor.
 

Elektronik ortamda verilen eğitimlerden kendi bilgisayarını ve akıllı telefonunu işyerinde kullanma gibi taleplerini karşılamaya varıncaya kadar geniş bir yelpazede çözümler ve standartlar belirlemek gerekiyor.
 

Mobil çalışanlar artıyor

Diğer taraftan mobil çalışanların sayısının hızla arttığını ve klasik ofis kavramının yanına dinamik çalışma biçimlerinin de eklendiğini görüyoruz. Mobil çalışma biçimlerinin artması çalışanların kurumla kesintisiz olarak iletişim kurması, yetki ve sorumluluklarıyla ilgili bilgilendirmeleri eksiksiz olarak yapmalarını gerektiriyor. Bu çalışanların hayatına esneklik ve verimlilik getiren bir süreç…
 

Kurumsal yönetim süreçlerinin içine mobil İK çözümlerinin entegre edilmesi çalışanların mevcut durumlarından haberdar olmak kadar beklentilerini de doğru biçimde algılayıp çözüm getirmeyi sağlayacaktır. İK’nın teknoloji süreçlerinin içinde olması kurumların çevikliklerini ve alacakları yeni işler için sahip oldukları gerçekçi potansiyelleri hakkında bilgi verecektir.
 

Yetenek yönetiminin kazananları: Çalışan ve kurum

Yetenek yönetiminin iyi şekilde yapılması teknoloji ile çok daha rahat. Çalışanların hangi alanlarda hangi yetkinlikleri sergilediğini ölçebilecek parametrelere sahipseniz kısa bir süre içinde metrik olarak bir rapor almanız mümkün olabilir. Bu süreç doğru işe veya doğru göreve doğru iş gücünü kaydırarak çalışan memnuniyetini üst seviyeye çıkarabilir.
 

Kurum açısından bakacak olursak da atıl kapasitelerini ve eksik uzmanlık alanlarını teknoloji sayesinde kolayca belirleyip gerekli güçlendirmeleri yapabilir. Gelişen teknolojinin İK süreçlerini de dinamik bir yapıya taşıdığı muhakkak. Ancak son tahlilde insan kaynaklarının başarısının merkezine yeteneklerin yönetimini yerleştirmek ve teknolojinin getirdiği avantajları bu merkezin etrafında şekillendirmek doğru olacaktır.