Teknolojide Yeniden Devrim Zamanı: Nesnelerin İnterneti27Temmuz

Teknolojide Yeniden Devrim Zamanı: Nesnelerin İnterneti

Teknolojik devrimler, devrimlerin temelini oluşturan buluşlardan çok sonra ortaya çıkıyor. İnternetin başlangıç tarihi en az 1970’lere, belki daha öncesine dayanıyor, ancak sokaktaki vatandaşın internetin varlığından haberdar olması için 20 yıl, internetin günlük hayatımızın vazgeçilmez parçası olması için bir yirmi yıl daha gerekti. Bu 20+20 yılda bilgisayarlar ucuzladı ve yaygınlaştı, işletmelerde bilgisayar kullanımı standart hale geldi, erişim hızlandı ve maliyetleri düştü, standartlar ortaya çıktı ve tüm üreticiler tarafından benimsendi. Bu dinamiklerden herhangi biri geri kalsaydı, bugün internet çağında yaşamıyor olurduk.
 

Son yıllarda, yeni devrimlerin unsurları geri planda yavaş yavaş – belki hızlı hızlı demek daha doğru – olgunlaşmakta. Bu devrimlerin en çarpıcılarından biri İngilizcesiyle “internet of things”, benim yakıştırdığım Türkçe adıyla “nesnelerin interneti” olacak. Bu devrim, bizi youtube izlediğimiz, alışveriş yaptığımız internetin sunduğundan çok öte imkanlarla tanıştıracak ve yeni teknolojiler günlük yaşamımızın her detayına işleyecek.
 

Nesnelerin internetinin temelinde algılayıcılar (sensörler) var. Fiziksel dünyadaki pek çok olguyu, hava sıcaklığı ve nemi, tansiyon ve kalp atışını, bir sokaktan geçen otomobillerin sayısını basit algılayıcılar ile ölçmek, sayısallaştırmak ve ölçümleri bilgisayarlara aktarmak mümkün. Devrimi hazırlayan, onlarca yıldır var olan bu teknolojilerin artık iyice olgunlaşmakta olması. Yeni algılayıcılar küçük ve ucuz. Bunların bir birileri ile ve bilgisayar ağları ile konuşmasını sağlayan standartlar üzerinde anlaşılmış durumda. Herkesin elinde olan akıllı telefonlar, algılayıcıların fazla güçlü ve akıllı olmadan verilerini kolayca aktarabilmelerini sağlıyor. Bulut bilişim ile çok sayıda algılayıcıdan gelen veri merkezde ucuza işleniyor. Algılayıcıların verilerini taşımaya yönelik özel iletişim servisleri dahi ortaya çıkmaya başladı.
 

Nesnelerin interneti, yaşantımıza girmeye hazırlanıyor. Bazı şehirlerde, algılayıcılardan gelen veri boş park yerlerini belirliyor ve sürücülere bildiriyor. Akıllı evlerden gelen verilerin analizi, içeride hırsız olup olmadığına karar veriyor. Seralarda topraktaki nem miktarını ölçen algılayıcılar, sulamayı ya da bitki üzerinde yapılacak işlemi belirliyor. Deri altına yerleştirilerek yaşamsal verileri sürekli takip eden çipler, hastayı ilaç alması için uyarıyor, tek başına yaşayan yaşlılar düştüğünde yakınlarına haber veriyor. İşletmeler, depo ve tanklarda azalan ürünleri, cihazların arıza olasılıklarını önceden fark ederek önlem alıyor.


İnternetin gelişiminde olduğu gibi, bu gelişmelerin devrim niteliğini kazanmaları için bileşenlerinin iyice yaygınlaşması lazım. İnternet’e birkaç milyon kişi bağlıyken uzmanların ya da hobicilerin alanıydı; patlama ise tanıdığınız herkesin internete bağlı olduğu aşamaya gelindiğinde yaşandı. Nesnelerin internetin aslı potansiyeli de, her ev, her sokak, her tarla ve belki her beden algılayıcılarla donatıldığında ortaya çıkacak. Bu algılayıcıların açık standartlara göre çalışıyor ve iletişiyor olması, bugün hayal edemediğimiz uygulamaların doğması için gerekli zemini hazırlayacak.
 

Bu kısa yazıda bu gelişmeler ile katlanarak artacak mahremiyet ve güvenlik risklerine girmeyeceğim, yukarıdaki örnekleri okuduğunuzda içinize zaten bir kurt düşmüş olduğundan eminim. Riskleri ve getirileriyle, bizi cesur yeni bir dünyanın beklediği muhakkak. Olgunlaşmakta olan başka teknolojik devrimler nesnelerin internetinin etkisini daha da çarpıcı kılacak. Sonraki yazılarda bunlardan bahsetmeyi de umuyorum.
 

Aydın Ersöz’ün diğer yazılarını kişisel blog sayfasından da takip edebilirsiniz…