Hayatta Kalabilmek için Sayısal Dönüşüm (Digital Transformation)01Haziran

Hayatta Kalabilmek için Sayısal Dönüşüm (Digital Transformation)

Danışmanlar, bilişim şirketleri ve basının sıkça sözünü ettiği Sayısal Dönüşüm kavramının tam ve doğru olarak anlaşılmadığını düşünüyorum ve tekrarlandıkça içinin boşalacağından korkuyorum. Önümüzdeki dönemde şirketlerimizin hayatta kalmasını – ve bu şirketlerde hala çalışabilir olmayı – istiyorsak, Sayısal Dönüşümü bir an önce anlamamız gerek. Öyleyse hemen başlayalım.

Sayısal Dönüşüm, bilişim teknolojilerini, özellikle de internet ve mobil’i, sonradan akla gelen ve mevcut iş süreç ve modellerine sonradan eklenen unsurlar olmaktan çıkartıyor, faaliyet alanınız ne olursa olsun, tam merkeze yerleştiriyor. Bu şekilde dönüşen iş yapma biçimleri yepyeni verimlilik ve katma değer fırsatları yaratıyor. Vereceğim örnekler şirketler ile ilgili olsa da, Sayısal Dönüşüm ticari kuruluşlarla sınırlı değil. Devlet, üniversiteler, STK’lar, kısacası her türlü kurum Sayısal Dönüşüm için aday.

Şirketinizde herkesin önüne bir bilgisayar koyduğunuzda, bir de web sitesi ve facebook sayfası eklediğinizde belki internet çağını yakalamış oluyorsunuz, ama, Sayısal Dönüşümü başardım diyebilmek için daha bir fırın ekmek yemek lazım.

Sayısal Dönüşüm çeşitli eksenlerde gerçekleşiyor. Birinci eksen, müşteri ilişkileri. Sayısal Dönüşüm, müşterilere mobil, internet, mağazalardaki kiosk benzeri sayısal arayüzler gibi farklı erişim kanalları sunuyor. Bu kanalların birbirileri ile entegre olmaları kritik. Cep telefonumdan resmine bakıp alışveriş sepetime koyduğum ürünün siparişini web sitesinden tamamlayabiliyorum, örneğin. Ya da mağazadaki kiosktan siparişimin durumunu görüyorum, belki teslimatı mağazaya yönlendiriyorum.

Sayısal Dönüşüm, müşteri deneyimi kadar, iş yapış biçimlerini de değiştiriyor. Şirketler farklı kanallardan gelen detaylı bilgileri bir araya getirerek müşterilerini çok daha yakından tanıyabiliyor, onlara uygun tekliflerle satışlarını ve müşteri memnuniyetini artırabiliyor, yeni ürün geliştirme faaliyetlerini yönlendirebiliyor.

İkinci eksen, operasyon. Sayısal Dönüşüm, süreçlerin otomasyonunu sağlayarak çalışanları daha verimli işler için serbest bırakıyor. İşler sayısallaştıkça, mekanın önemi azalıyor, aynı iş ofisten de evden de, dünyanın öbür ucundan da yapılabiliyor, ekipler birlikte daha verimli çalışabiliyor, bilgi paylaşabiliyor. Operasyon ile ilgili daha çeşitli ve detaylı veri toplandıkça ve analiz edildikçe, performans ve verimlilik artışları için yepyeni fırsatlar keşfedilebiliyor, veri ile donatılmış çalışanlar yönetime ve kararlara daha aktif katılabiliyor.

Üçüncü ve son eksen ise yeni iş modelleri. Sayısal Dönüşümün gerçek gücü bu eksende saklı. Yeni iş modelleri, mevcut iş yapış biçimlerinin uzantıları olabilir; örneğin bir süpermarket internet üzerinden sipariş almaya başlayabilir; kargo şirketi alıcının imzasını elektronik olarak kaydedebilir. Ya da, Sayısal Dönüşüm yepyeni bir iş modeli ve gelir kaynağı ortaya çıkartır: Über, Airbnb, ya da ülkemizden YemekSepeti iyi birer örnek. Yeni iş modeli için sıfırdan bir şirket kurulması şart değil. Örneğin bir uçak motoru üreticisi, sattığı motorlardan gelen sensör verilerini inceleyerek havayolları için yakıt tasarrufu sağlayacak uçuş stratejileri oluşturabilir, ya da bir sağlık cihazları üreticisi cihazları buluta bağlayarak çok farklı paylaşım ve analiz hizmetleri yaratabilir.

Bu üç eksenin her birinde Sayısal Dönüşümü başarırsanız, sizi yepyeni fırsatlar, verimlilikler, yeni gelirler bekliyor. Bunları siz değil, rakipleriniz yaparsa, durum fena. Facebook sayfanızı oluşturarak çağa ayak uydurduğunuza inanıyorsanız, bir kez daha düşünmenizde yarar var.

Aydın Ersöz’ün diğer yazılarını kişisel blog sayfasından da takip edebilirsiniz…