Metaverse iş dünyasını nasıl değiştirebilir?
27.01.2022
Sosyal Medya

Metaverse iş dünyasını nasıl değiştirebilir?

Metaverse, melez gerçeklik, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) ve nesnelerin interneti (IoT) teknolojilerini kullanarak etkileşimli ve paylaşılan bir dijital dünya yaratmayı vadediyor. İnsanlar bu dünyada 3B holografik avatarları ve dijital ikizleriyle yer alacak.

İnternetin sıradaki büyük evrimi olarak görülen Metaverse, birçok teknoloji devini harekete geçirdi. Meta (eski Facebook), Microsoft ve NVIDIA gibi şirketler kendi alternatif dijital dünyaları üzerinde çalışmaya başladılar. Peki, Metaverse geleceğin iş dünyası için ne anlama geliyor?

Pandemi, çalışma şekillerimizi değiştirerek, uzaktan ve sanal iş birliğine dayalı bir hale getirdi. Metaverse, kalıcı olacağının sinyallerini veren hibrit çalışmanın geleceğini ofis ve uzaktan çalışma arasındaki ayrımları ortadan kaldıracak sürükleyici sanal deneyimlerle şekillendirme potansiyeli gösteriyor.

Bilim kurgudan gerçeğe

‘Metaverse’ terimi ilk kez 1992 yılında Neal Stephenson tarafından yazılan Snowcrash isimli bilim kurgu romanında ortaya atıldı. Kitap tarafından tüm internetin, sanal ve artırılmış gerçekliğin bir toplamı olarak kurgulanan Metaverse, sanal olarak zenginleştirilmiş fiziksel alanları sanal dünyalarla birleştiren ortak bir paylaşılan alandı. ‘Metaverse’ terimi her ne kadar ilk kez Stephenson tarafından ortaya atılmış olsa da aynı konsepti 1984 yılında William Gibson tarafından yayınlanan Neuromancer isimli romanda da görmek mümkün. Gibson kitabında Metaverse’ü ‘siber alan’ olarak tanımlıyordu. Günümüzde World of Warcraft, Minecraft, Roblox ve Fortnite gibi çevrimiçi rol yapma oyunları Metaverse’ü andıran, iki dünyayı birbirine yaklaştıran yaklaşımlar sergiliyor.

Teknoloji devlerinin Metaverse vizyonları, son yıllarda giderek hızlanan dijitalleşmenin bir devamı niteliğinde. Çoğumuz halihazırda ekranların karşısında çalışıyor ve yaşıyoruz, yaptığımız birçok işte piksellere ihtiyaç duyuyoruz. Devler, fiziksel ve dijital dünyaları birbirlerine daha da yaklaştırmak için gerekli teknolojiler, platformlar ve altyapılar üzerinde çalışmalarını hızlandırıyor. Bu gidişle, ilk yaygın Metaverse örneklerini önümüzdeki 5 ila 10 yıl arasında görmemiz muhtemel.

Kurumsal Metaverse

Bir kurumun çalışma alanlarını tam anlamıyla Metaverse’e taşımak için dijital ikiz teknolojisine, IoT sensörlerine ve hibrit gerçekliğe ihtiyaç duyulacak. Bu teknolojiler hem fiziksel hem de dijital etkileşimlere izin veren çalışma alanlarının önünü açacak.

AR teknolojisi, kestirimci bakım gibi alanlarda halihazırda gerçek potansiyelini göstermeye başladı. Teknoloji, cihazlardan toplanan geçmiş verileri izlemek ve geleceği tahmin etmek için makine öğreniminden faydalanıyor, ekipmanların arızalanmadan önce değiştirilmesini mümkün kılıyor. Şirketler gelecekte bir bileşenin ne zaman arızalanacağını belirlemek için Metaverse’ü kullanabilir, bunu yaparken aynı zamanda enerji kullanımını optimize edebilir ve arıza sürelerini kısaltabilir.

Artırılmış gerçeklik günümüzde baskı endüstrisinde de kullanılıyor ancak kapsamı hizmet tarafında kalmaya devam ediyor. Büyük bir yazıcı üreticisi, endüstriyel modellerine sahip müşterilerinin Microsoft HoloLens 2 gözlüğünde kullanabilecekleri bir uygulama geliştirdi. Bu uygulama, müşterilerin karma gerçeklik üzerinden mühendislerle anında bağlantı kurabildikleri ve baskı üretim sürecinde karşılaştıkları sorunları birlikte çözebildikleri bir sanal ve gerçek dünya kombinasyonu yaratıyor. Aynı sektörden bir diğer üretici ise servis uzmanlarının müşterilere, çalışanlara ve saha ekiplerine görsel destek sunabildiği bir artırılmış gerçeklik uygulamasından faydalanıyor.

Yeni bir çalışma alanı

Metaverse’ün çalışma şekillerini nasıl yeniden tanımlayacağını zaman gösterecek ancak fiziksel ve dijital dünyaların arasındaki sınırların daha şimdiden bulanıklaştığını görüyoruz. İş gücü sürekli daha fazla teknolojik çevikliğe ve esnekliğe ihtiyaç duyuyor. Teknoloji kullanımındaki bu değişiklikler, kuruluşların giderek daha fazla teknoloji odaklı iş yapma biçimleri benimsemesine sebep oluyor.

İşletmeler hibrit çalışma şekillerini destekleyecek sanal ofis ortamları geliştirmeye çalıştıkça, Metaverse VR ve AR teknolojileriyle fiziksel yüz yüze etkileşimleri çoğaltmak için faydalı bir araca dönüşecek.

Uzaktan ve ofiste çalışanlar için kapsayıcı sanal ortamlar yaratmak, çalışan deneyimini iyileştirebilir, farklı yerlerden çalışanlar arasındaki kopukluğu giderebilir. Birçok şirket halihazırda doluluk izleme, masa rezervasyonu, akıllı ısıtma ve benzeri uygulamaları kapsayan dijital araçlara dayalı az temaslı ofis alanları yaratmaya çalışıyor.

VR başlıklarını bir saatten fazla takmak hâlâ kullanıcıları yoruyor. Öte yandan, hafif ve kabiliyetli AR gözlükleri daha ulaşılabilir fiyatlara kavuşuncaya dek teknoloji meraklıları ve cerrahlar gibi oldukça özel ihtiyaçları olan profesyoneller dışında geniş kitlelerce benimsenmesi olası görünmüyor. Tüm bunlar, Metaverse’ün yaygınlaşmasının önünde somut engeller teşkil ediyor.

Metaverse hala erken aşamada. Pek çok teknolojide olduğu gibi, kullanıcıların kendileri için neyin mantıklı olduğunu anlamalarının ardından, IoT gibi hızla olgunlaşması ve tahminlerin ötesine geçmesi muhtemel.